
GÜLMECE
Yağmur mu yağıyor! Hayır, yağmur yağmıyor! O zaman bu damlalar
da neyin nesi? Aaa, birileri ağlıyor. Gelin bakalım buraya!
Zaman, ağlama zamanı değil; gülme ve güldürme zamanı! Bakın size
bir fıkra anlatayım: “Nasreddin Hoca su içmek için bir çeşmenin
başına gelir; fakat bakar ki çeşmenin ağzı, bir ağaç parçasının
ucuna bez sarılarak kapatılmış. Ayağını çeşmenin duvarına
yaslayıp şöyle bir asılınca tıkacın yerinden çıkmasıyla birlikte
çeşmeden fışkıran su, Hoca’yı baştan aşağı ıslatır. Homurdanarak
yerinden kalkan Hoca: Belli ki hak etmişsin de ağzına böyle bez
tıkamışlar.”
Size bir de bilmece sorayım mı, ne dersiniz? Sordum gitti: “Benim gibi kolları var. Başı, yüzü, gözü var. Soğuktan korkmaz. Sıcağa dayanmaz.” Hadi, bilin bakalım!
Unutmayın! Şu köşe ağlama köşesi, bu köşe gülme köşesi; şu köşe ağlama köşesi, bu köşe gülme köşesi. Gülme köşesindeki fıkralar, bilmeceler, duvar yazıları, tekerlemeler sizleri güm güm güldürecek! Haydiii!
Size bir de bilmece sorayım mı, ne dersiniz? Sordum gitti: “Benim gibi kolları var. Başı, yüzü, gözü var. Soğuktan korkmaz. Sıcağa dayanmaz.” Hadi, bilin bakalım!
Unutmayın! Şu köşe ağlama köşesi, bu köşe gülme köşesi; şu köşe ağlama köşesi, bu köşe gülme köşesi. Gülme köşesindeki fıkralar, bilmeceler, duvar yazıları, tekerlemeler sizleri güm güm güldürecek! Haydiii!
