
TÜRLÜ TÜRLÜ
Evvel zaman
içinde, kalbur saman içinde; deve tellal, pire berber iken, ben
dayımın beşiğini tıngır mıngır sallar iken… Çağırdım yanıma
ceylanları, geyikleri, filleri, kedileri, karasinekleri,
arıları, devekuşlarını… Daha nice sevimli dostlarımızı toplayıp
etrafıma, başladım onlardan kendi hikâyelerini dinlemeye…
Zaman böyle geçerken… Birileri bize doğru geliyordu. Yüzlerinde hafif bir gülümseme vardı. Ancaaak! Gülümsemeyle birlikte biraz da üzüntü ve kızgınlık… Kaçsak mı, beklesek mi? Biz böyle düşünürken yanımıza gelip kulağımızı çekivermezler mi? “Siz misiniz öğütlerimizi dinlemeyip de hatalara düşen!” diyerek tatlı dille bizleri uyardılar: “Geçmişten biraz hisse alın ki üzücü şeyleri tekrar tekrar yaşamayın!” Ardından artan bir gülümsemeyle “Hadi bakalım!” dediler, “Biraz oyun oynayın da neşelenin!” Biz de başladık birbirinden güzel oyunlarla neşemize neşe katmaya! Haydi, sizler de katılın aramıza!
Zaman böyle geçerken… Birileri bize doğru geliyordu. Yüzlerinde hafif bir gülümseme vardı. Ancaaak! Gülümsemeyle birlikte biraz da üzüntü ve kızgınlık… Kaçsak mı, beklesek mi? Biz böyle düşünürken yanımıza gelip kulağımızı çekivermezler mi? “Siz misiniz öğütlerimizi dinlemeyip de hatalara düşen!” diyerek tatlı dille bizleri uyardılar: “Geçmişten biraz hisse alın ki üzücü şeyleri tekrar tekrar yaşamayın!” Ardından artan bir gülümsemeyle “Hadi bakalım!” dediler, “Biraz oyun oynayın da neşelenin!” Biz de başladık birbirinden güzel oyunlarla neşemize neşe katmaya! Haydi, sizler de katılın aramıza!
